Esat İleri (Özbekoğullarından Mehmet Esat)
Ankara Fetvasını “Çine’de Milli Ordu Müftüsü Gümülcineli Esad” ismiyle imzalayan, Mehmet Esat Efendi, 1298 (1880/1881) senesinde halen Yunanistan sınırları içinde bulunan Gümülcine’de doğdu. Babası Müderris Mehmet Hilmi Efendi’dir. İlk orta ve yüksek tahsilini doğduğu yerde tamamladı. Medresede müderrislik ve idadi mektebinde öğretmenlik görevlerinde bulundu. Bu arada Gümülcine’nin merkez camilerinde ateşli konuşmalarıyla halkı aydınlattı. Balkan Savaşı’nda (1911-1912) Gümülcine’nin işgal edilmesi üzerine İstanbul’a göç etti. Burada “Batı Trakya Derneği”ni kurdu. Bölgede bağımsız bir cumhuriyet kurulması için çalıştı ve başarılı oldu. Ancak Barış Antlaşmasıyla Gümülcine’nin Yunan topraklarına katılması üzerine, memleketine dönmeyerek bir müderrisliğe tayininin yapılması istedi. Bu isteği uygun görülerek Aydın Sultanisi’ne atandı. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) süresince devam eden müderrisliği süresince yüzlerce öğrenci yetiştirdi.
Mehmet Esat Efendi, 29 Nisan 1919 tarihinde Padişah adına Aydın’a gelen (Hey’et-i Nâsiha) Nasihat Heyeti’ne karşı tavrıyla dikkatleri üzerinde topladı. Bu durum heyetin gözünden kaçmadığı için heyet başkanı Şehzâde Abdürrahim Efendi, Esat İleri’yi yanına davet ederek: “hocasınız, halifenin ne demek olduğunu bilirsiniz; bir şehzâde memleketinize geliyor, neden istikbâlimizde (karşılama) sizlerden kimse bulunmuyor?” sözleriyle üzüntüsünü bildirdi. Esat Hoca da şöyle cevap verdi: “Efendim, bize nasihat için teşrif ettiğinizi işittik. Halbuki, asil nasihate muhtaç olan tahrikçi Rumlardır. Tek taraflı hitabınız, medeniyet âleminde, aleyhinize yanlış telakkiler uyandırabilir endişesiyle kenarda kalmayı tercih ettik…”
Bunun üzerine, heyetin en mutaassıp ve hatta şımarık bir üyesi olan Süleyman Şefik Paşa, bu yolda konuşan hocayı göstererek; “bu da onlardan (yani İttihatçı). Maalesef her yerde bulunuyorlar” tarzındaki ifadeleriyle, şehzâdenin öfkesine iştirak etti. Akşama verilecek ziyafetin listesinden şehzâdenin emri ile Esat Hoca’nın adı silinmişti.
Muhtemelen böyle bir davranışının da etkisiyle Mehmet Esat Efendi, Milli Mücadele’nin ilk günlerinde Milli Hareketin yanında yer almıştır. Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’i işgal etmeleri üzerine, gençlerden topladığı gönüllüler ve zeybekler ile Aydın-Köşk Cephesi’nde düşmanla savaşa girdi.
Öte yandan Mehmet Esat Efendi, Milli hedef ve amaçlar konusunda halkı aydınlattı. Birinci Dünya Savaşı sırasında kaleme aldığı, Cihad-ı Ekber (İzmir 1332) broşüründen başka birkaç küçük kitap daha yayınlamıştır. Bunlar; “Ah! Aydın” (Şiir halinde beyanname), “Verin Zavallılara”, “Hilâl-i Ahmer” gibi çeşitli risalelerdir. Milletimizin buhranlı bir zamanında halkı birliğe ve birbirine yardıma teşvik eden bu broşürler özellikle o dönemde çok faydalı olmuştur.
Ayrıca Hilâl-i Ahmer (Kızılay) Teşkilatı’nın başında savaş yaralılarının tedavisi için uğraş verdi. Bu faaliyeti ile “Milli Ordu Müftüsü” ünvanını aldı.
TBMM’nin I. Dönemi için yapılan seçimlerde Aydın milletvekili olarak 10 Ekim 1920’tarihinde Meclis’e katıldı. Mecliste “Şer’iye-Evkaf”, İrşad ve Milli Eğitim Komisyonlarında çalıştı. 22 Ocak 1922’de ordu geri hizmetlerine gözetim ve yardım için yurdun çeşitli bölgelerine gönderilen milletvekilleri arasında Aydın Bölgesi’nde görev yaparak savaşan ordunun çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesinde yararlı hizmetler gördü. Dönem içinde Meclis kürsüsünden, biri gizli oturumda on bir konuşma yaptı, dört soru önergesi verdi. Başkanlığa sunduğu dokuz kanun teklifinden İhracat Resminin kaldırılmasına dair olanı, 3 Ağustos 1921 tarihinde 143 sayılı Kanun olarak kabul edildi.
Mehmet Esat Efendi, II. Dönemde Menteşe (Muğla)’den milletvekili seçildi. “Bu dönemde Şer’iye ve Evkaf, Tasarı, İrşad, Diyanet ve Evkaf “komisyonlarında çalıştı. İrşad komisyonunun başkanlığında, Şer’iye ve Evkaf komisyonunun sözcülüğünde bulundu. Beş kanun önerisi ve önemli sorunları içeren yirmi bir önerge verdi. Kürsüde yetmiş yedi konuşma yaptı.
Lozan Antlaşması’nın TBMM’de görüşülmesi sırasında en haklı ve ikna edici tenkidi o yapmıştır. Özellikle Yunanlıların tıynetlerini çok iyi bilen bir insan olması dolayısıyla, cephelerde elde edilen basarinin barış masasında harcandığı kanaatindeydi. Bu yöndeki düşüncesini de Meclis kürsüsünden en açık bir şekilde “Ben Yunan palikaryalarını bilirim. Onlara teslim ettiğimiz Türklerden bir gün gelecek ki, bir torba kemik bile alamayacaksınız” diyerek ifade etmiştir. Antlaşmanın oylanması sırasında da kırmızı (ret) oyu kullanan 13 milletvekilinden birisi de odur. II. Dönem milletvekilliği sona erince Mehmet Esat Efendi, İzmir’in Torbalı İlçesi’ne yerleşti. Yeni ve ileri fikirlere büyük alaka duyan bir kıymetti. Bu nedenle, Soyadı Kanunuyla “İLERİ” soyadını aldı. Kurtuluşumuzdan sonra da halkı aydınlatma görevini sürdürdü. Okumaya çok düşkündü.
Millî Mücadele’de cephelerde fedakârca hizmeti nedeniyle 21 Kasım 1923 tarihli Meclis kararıyla Kırmızı-Yeşil şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmiştir. Madalyası 23 Mart 1925’te TBMM Genel Kurulunda ilk kez yapılan törenle göğsüne takılmıştır. Ayrıca 3 Ekim 1948’de Türk Basın Birliği’nin, elli yıl Türk Basınına ve maarifine hizmet edenler için düzenlediği jübilede yer aldı. Evli olup dört çocuk babası olan Mehmet Esat Efendi, 15 Nisan 1957’de İzmir-Torbalı şosesi üzerinde bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Vefat ettiğinde 75 yaşında idi. İzmir Kokluca Kabristanı’nda toprağa verildi, sade bir mezarda yatmaktadır.
KAYNAKÇA
Ramazan Ergün, Aydın’ı Aydınlatanlar, Başkar Ofset, Aydın 2018.
Ramazan Ergün’ün “Tarihi ve İnsanlarıyla Antalya” kitabının yazımı tamamlanmış olup basımı beklenmektedir.