İYİLİK (Şükrü ÖKSÜZ)
İyilik kelimesinin lügatlerdeki anlamı: “İyi olan şeyin hali, karşılık beklemeden başkasına yapılan yardım, hayır” olarak geçer. İyilik üzerine söylenmiş çok güzel ata sözlerimiz, deyimlerimiz ve özdeyişlerimiz vardır. İyilik günlük hayatımızda çokça kullandığımız Türkçe kelimelerden biridir.
Menfaatin ön plana çıktığı günümüzde karşılık beklemeden başkalarına yardım etmek her babayiğidin haddi değildir. Kişi manevi değerlerden uzaklaştıkça, başkalarına iyilik etmesi de o kadar zorlaşmaktadır. Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde: “Bana iyilik edene ben iyilik ederim, bana kötülük edene ben yine iyilik ederim.” diyerek iyiliğin ne kadar gerekli ve erdemli olduğunu ifade etmişlerdir.
İyilik yapmak için insanoğlunun eline ne fırsatlar geçmektedir. Ama bunları değerlendirecek erdemli, faziletli kişiler gün geçtikçe azalmaktadır. Herkes birbirinin kuyusunu kazmaya, destek yerine köstek olmaya çalışmaktadır. Halbuki şu ölümlü dünyada elimizde fırsatlar varken herkes birbirine iyilik etse, iyilik yapmak için çalışsa hem iyilik edenler hem de iyilik edilenler ne kadar çok mutlu olurlardı. Bu meyanda şu ata sözlerimiz ne kadar çok güzel sözlerdir: “İyilik et denize at, balık bilmezse halik (yaratan) bilir. İyilik et komşuna, iyilik gelsin başına.”
Yüce Yaratıcı insanoğluna indirmiş olduğu semavi dinlerin tümünde ve daha sonra mesaj için görevlendirilen evliyaların tamamı, hiçbir menfaat beklemeden insanların birbirlerine iyilik etmelerini emreder. Toplumda “iyilik et” emirlerine uyanlar çoğaldıkça, o toplumun huzuru artar. Toplumun sosyal barışı sağlanmış olur. Halet-i ruhiyesi olgun olan kişiler daha fazla iyilik etmeye meyillidirler. Ruh halleri olgun olmayan kişiler ise daha az iyilik ederler. İyilik eden kişiler daha fazla iyilik etmek isterler. İyilik ettikleri kişileri himayeleri altına alarak onları her zaman gözetip kollarlar. Bununla ilgili olarak Eugene Labiche : “ İnsanlar bize kendilerine yaptığımız iyiliklerden dolayı değil, kendilerinin bize yaptıkları iyiliklerden dolayı bağlanırlar.”
Yardıma ihtiyacı olan her kim olursa olsun hiç karşılık beklemeden ona yardımcı olmalıyız. Bu yapılan iyiliği de hiçbir zaman başa kakmamalıyız. Bu konuda Racine: “Başa kakılan bir iyilik daima hakaret yerini tutar.”
İyilik yapmak ta kötülük yapmak ta insanlara mahsus bir şeydir. İyiliğe gücümüz yetmezse kötülük yapmamalıyız. İnsanoğlu yaptığı kötülüklerle değil, yaptığı iyiliklerle anılmalıdır. Nice insanlar vardır, makam, mevki, güç, kudret, yetki sahibidirler. Bunlar bu yetki ve güçlerini insanlardan öç almak ve acı çektirmek için kullanırlarsa bunlar daima nefretle anılırlar.
Satırlarıma Nizami’nin şu güzel sözüyle son veriyorum.
“İyilik insanlık sanatıdır.”
İYİLİK ETMEKTEN
Ustası olmalı insan işinin
Sağına, soluna şöyle bir bakın
İhtiyacı varsa eğer kişinin
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Yeryüzünde her şey değildir para
Yoksul var mı diye sorup da ara
Dostlarından düşen olmuşsa dara
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Yüce Allah sana eğer yâr ise
İnancına göre sevap kâr ise
Yarı aç, yarı tok komşun var ise
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Yaşadığın süre çeksen de çile
İnsan ve hayvana yapılmaz hile
Hayırsız ve kötü kişiye bile
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Güçsüzler güçlüye hep boyun eğer
Mütevazı olmak dünyaya değer
Allah’ın sevgili kuluysan eğer
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Cennet yüzü görmez, dünyada şerler
Haram, helal demez; ne bulsa yerler
Veren el, alandan hayırlı derler
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Fakirin eylemi belki cinnettir
Senin uyacağın ayet, sünnettir
İyilerin yeri elbet cennettir
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Bütün Türkiye’yi dolaş sen il il
Ayırım yapılmaz sayfiye, sahil
Sokakta yaşayan hayvanlar dahil
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Düşmana kin güdüp bilenenlere
Zulmeden zalime ilenenlere
İhtiyacı olup dilenenlere
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Güneşten, yağmurdan korur şemsiye
Cinsiyet fark etmez erkek, dişiye
Öksüz veya yetim kalmış kişiye
İyilik etmekten vazgeçme sakın.
Şükrü ÖKSÜZ