Geçen hafta Aydın’ın Söke ilçesinde bulunan ve “Antik Çağ’ın Pompeii’si” olarak bilinen Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için yürütülen çalışmalar gündeme geldi. Bu nedenle bu köşe yazımızda bu antik kent hakkında size bilgiler sunacağım.
Görkemli kalıntılarıyla güzel bir harabe yeri olan ve Mykale Dağı eteğinde kurulan Priene, Söke’nin Güllübahçe Köyü’ndedir. Söke’den düzgün bir asfaltla 15 km. uzaklıktaki Priene’ye gidilir. Eskiden deniz kenarında iki limanlı bir şehir iken, limanlarının dolması üzerine M.Ö. 350 yılında, bugünkü yerinde dört teras üzerinde kurulmuş, Hippodamos sistemine göre ızgara biçiminde karelere bölünerek inşa edilmiştir.
Doğu-batı yönünde, kutsal stoanın önündeki 7,5 metre ve diğerleri 4.4 metre genişliğinde olmak üzere yedi caddesi vardır. Bu caddeleri dik kesen 3.5 metre genişlikte ve güney-kuzey doğrultusunda caddeler bulunmakta olup bunlar merdivenlidir. Helenistik dönemin en güzel şehirlerinden birisi olan Priene’ye İskender’in uğradığı ve inşaatı yavaş giden Athena Tapınağı’na yardım ettiğini kitabelerden öğreniyoruz. İskender’den sonra Bergama Krallığı’nın egemenliğinde gördüğümüz Priene daha sonra Roma’nın egemenliğine geçmiştir. Kent Menderes Nehri’nin körfezi doldurmasıyla önemini yitirmiş, Bizans Çağında sadece piskoposluk merkezi olarak önemini sürdürebilmiş, XII. yüzyılda tamamen terk edilmiştir. Burada 1895’ta Carl Humann tarafından başlatılan kazılar, Thedor Wiegand tarafından sürdürülmüştür. Daha sonra Prof. Dr. Wulf Raeck kazıları yapmış günümüzde de Türk arkeologlar tarafından kazılar devam ettirilmektedir. Etrafı 2.5 kilometreyi bulan surlarla çevrili Priene’ye doğu kapısından girilmekte, rampalı bir yolla devam edilmektedir. Bu yolun kuzeyinde şehrin su ihtiyaçlarını karşılayan üç sarnıç vardır.
Tiyatro Caddesi denen bu caddeden sağa sapıldığında Mısır tanrılarının tapınağı ile karşılaşılır. Etrafı duvarlarla çevrili 47 x 31 metre ebadında bir avlu ve avlunun ortasında 14.60 x 7.31 metre ebadında bir sunaktan ibaret olan bu kutsal alanda Mısır tanrıları İsis, Anubis ve Serapis’e ait Helenistik tapınakların yer aldığı bir kitabeden anlaşılmaktadır. Tiyatro Caddesi üzerinde şehrin tiyatrosu vardır. Toprak zeminli orkestrası ve güzel bir taş işçiliği gösteren analemma duvarları ile tiyatro Helenistik devrin en güzel tiyatrolarından birisidir. 18.40 x 5.82 metre ebadındaki skene binası Roma devrinde değişikliğe uğramış, iki katlı, üç kapılı ve iki nişli bir cephe oluşturacak şekilde yapılmıştır.
Öndeki iki sütun Helenistik devirden kalmadır. Tiyatro aynı zamanda halk meclisinin toplanma yeridir. Elli sıradan oluşan tiyatro 5000 kişiliktir. Bazı sıralar önemli kişilerin oturması için ayrıca yapılmıştır. M.Ö. IV. yüzyılda yapılan tiyatroda bu koltukların daha sonra II. yüzyılda Nysios isimli birinin armağanı olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Sunak da aynı tarihte yapılmıştır. Tiyatro skenesine bitişik bir Bizans kilisesi vardır. Tiyatronun karşısında ve kilisenin güneyinde M.Ö. IV. yüzyılda inşa edilmiş yukarı gymnasion yer alır. Roma çağında gymnasionun kuzey kanadına hamam eklenmiştir. Tiyatronun üzerinde, akropolün eteğinde Demeter Temenosu bulunur. Temenosun batı ucundaki tapınak 40.5 x 17.5 metre ölçüsündedir. Tapınağın kült odasında görülen mermer sıra, adak eşyalarının konulduğu yerdir. Priene’in en gösterişli yerine Athena tapınağı kurulmuştur. Dünyanın yedi harikasından biri olan Maussolleion’un mimar olan Pytheos tarafından M.Ö. IV. yüzyılda inşa edilen tapınak İon düzenindedir. 6×11 sütunlu bir peripteros olup bazı sütunları bugün ayağa kaldırılmış olarak görülür. Doğu tarafı İskender tarafından tamamlattırılmıştır. Bugün British Museum’da yer alan bir kitabede “Kral İskender tapınağı Athena Polias’a sundu” denmektedir. Tapınağın batı kısmının ise M.Ö. II. yüzyılda kült heykelinin ve sunağın yenilendiği sırada tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. 37.20 x 19.55 metre ölçülerindeki tapınağın sunağın bugün yalnız temelleri görülmektedir. Sunak, tanrı ve dev tasvirlerinden oluşan yüksek kabartmalarla süslü idi. Bunların bazıları bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Augustus döneminde, Athena tapınağında aynı zamanda İmparator Augustus’a da tapınılıyordu. Augustus devrinde, tapınağın doğusuna bir propylon eklenmiş, M.Ö. II. yüzyılın ikinci yarısında yapılan inşaat esnasında da tapınağın altına bir stoa ilave edilmiştir. Dor düzeninde bir sütun sırası ve 2 neften oluşan stoa 78.40 metre uzunluğundadır. Arkasını tapınağa dayamış, ön yüzü Menderes Ovası’na bakar durumdadır. Altında halen 7 metre yükseklikteki teras duvarı ile birlikte 32 sütunlu stoa Prieneliler’in gezinti yeri idi.
Athena tapınağının altındaki stoanın doğu tarafında kutsal stoa bulunmaktadır. Bir kitabeden M.Ö. 130 tarihinde Kapadokya Kralı VI. Ariarathes tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Altı basamakla çıkılan kutsal stoa 12 metre genişliğinde 116 metre uzunluğunda iki nefli bir kolonadır. Ön yüzünde iki dor sütunu ile bir çatıyı taşıyan ve salonu ikiye bölen 24 İon sütunu vardır. Kutsal stoanın arkasında ise 150 oda bulunmaktadır. Kutsal stoanın en sonunda Prytataneion, yanında da M.Ö.150 yılında yapılmış bouleuterion (Belediye Meclisi) bulunur. Bouleuterion 640 kişilik olup ortada atları, kenarlarda oturma yerleri vardır. 20 x 21 metre ölçülerindeki yapıyı eskiden ahşap bir çatı örtmekteydi. Yapının üç tarafı kapalı, ön kısmı açıktı. Bouleuterion’un yanında yer alan Prytaneion devletin temsil edildiği bina idi. II. yüzyılda inşa edilmiş, bu yapıda devamlı kutsal ateş yanardı. Kutsal stoanın önünde III. yüzyılda inşa edilen agora 75.63 x 35.40 metre ölçülerinde olup üç yandan stoalarla çevriliydi. Kuzeyinden şehrin ana caddesi geçmekteydi. Agoranın ortasında tanrı Hermes’e ait bir sunak bulunmaktadır. Agora alanı ve stoaların önleri Antik çağda heykellerle süslü idi. Bugün yalnızca bunların kaideleri günümüze gelebilmiştir. Agoranın doğu tarafında Zeus Olympios Temenosu vardır. M.Ö. III. yüzyılda yapılan bu kutsal alandaki tapınak 8.5 x 13.50 metre ölçülerinde İon düzeninde bir yapıdır. Bugün yalnız temelleri mevcut olan bu tapınağın Athena Tapınağı ile benzerliği vardır. Bu tapınakta Zeus ve Hera’ya tapınıldığı anlaşılmaktadır. Ana caddeden batıya doğru gidildiğinde, agoraya bitişik et ve balık agorası yer alır. Caddenin sonuna kadar iki yanda iki katlı Priene evleri bulunmaktadır.
Ana caddede batı kapısına ulaşmadan evvel izlenen büyük bir ev kalıntısı İskender’in evi olarak bilinir. İçinde tanrı sayılan İskender’e vakfedilmiş bir kitabe bulunan bu ev kutsal yerlerden biridir. Evin bir blok ilerisinde Kybele kutsal yeri bulunur. Şehir surunun yakınında ikinci gymnasion bulunur. Burası portiklerle çevrili kare şeklinde bir spor sahası ile bunun kuzeyinde yer alan dershanelerden oluşur. Gymnasionun doğu kenarına bitişik olan stadionun 6 metre genişliğindeki kısmı aynı zamanda gezinti yeri olarak kullanılmıştır. Arazinin durumundan dolayı tek tarafında oturma yerleri bulunmaktadır. Priene’nin diğer yapıları gibi M.Ö. 130 yılında yapılmıştır.
KAYNAKÇA
Ramazan Ergün, Aydın’ı Aydınlatanlar, Başkar Ofset, Aydın 2018.
ANTALYA

Ramazan Ergün’ün “Tarihi ve İnsanlarıyla Antalya” kitabının yazımı tamamlanmış olup basımı beklenmektedir.
GÜNDEM
02 Mart 2026SPOR
02 Mart 2026GÜNDEM
02 Mart 2026SPOR
02 Mart 2026SPOR
02 Mart 2026GÜNDEM
02 Mart 2026GÜNDEM
02 Mart 2026
1
VE TARİH HATIRLATIYOR: ÖLÜMÜNÜN 110. YILINDA SÜLEYMAN ASKERİ BEY
705 kez okundu
2
Şair, Yazar Şükrü Öksüz İlklere İmza Atmaya Devam Ediyor
665 kez okundu
3
AK Parti Aydın İl Başkanlığı’ndan “Alkollü Sürücü” Paylaşımlarına İlişkin Açıklama
588 kez okundu
4
Aydın’dan Rusya’ya 13 Bin 776 Kilogram Balık İhracatı
523 kez okundu
5
Aydın’ın Nüfusu 2024 Yılında Artış Gösterdi
509 kez okundu