“Kesilen kol tekrar çıkmıyor ama sakal daha gür çıkıyor.”
Bugün bundan 454 yıl önce 7 Ekim 1571’de Osmanlı Devletinin denizde aldığı en önemli yenilgiden bahsedeceğiz, İnebahtı Deniz Savaşı veya batı dünyasında bilinen adı ile “Lepanto Deniz Savaşı”… İspanya önderliğindeki Hristiyan güçlerin, Osmanlı Devletine karşı denizlerde zafer elde ettileri!..
Sultan ll. Selim döneminde Venedik idaresi altında bulunan Kıbrıs’a sefer düzenlemesi ve Kıbrıs’ın, Osmanlı Devleti tarafından 1570 tarihinde fethedilmesi üzerine başta Papalık ve İspanya olmak üzere birçok batılı devlet bir araya geldiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, birisi Kıbrıs’ı korumak diğeri de henüz alınmamış olan Magosa’ya ikmal yapmak için iki ayrı donanma hazırladı.
Kutsal Filo da denilen Haçlı Donanmasının komutanı İspanyol Kralının üvey kardeşi
V. Karl’ın gayri meşru oğlu, Hollanda genel valisi Don Juan de Austria (Avusturyalı Johann) dı. İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı Devleti Kaptan-ı Derya’sı bu savaştan sağ çıkamayan Amiral Müezzinzade Ali Paşa’dır. Kaynaklarda Fransız yazar Miguel de Cervantes’in de bu savaşta yer aldığı ve yaşadıklarının bir kısmını ünlü eseri “Don Kişot’a” anlattığı aktarılmaktadır.
İki donanma, 7 Ekim 1571 tarihinde İnebahtı Körfezi’nde karşı karşıya geldi. Osmanlı donanması yaklaşık 230 parça gemi ve 25 bin askerden oluşmakta, Haçlı donanması ise 243 gemi ve 37 bin askere sahip olan bir gücü bulunmaktadır. O zamanlar deniz savaşlarının genel yöntemine göre, kısa topçu atışları sonrasında, düşman amiral gemisini kontrol altına alacak şekilde deniz piyadeleri devreye girerdi.
Daha savaşın başında Haçlı Filosunun başkomutanı Avusturyalı Don Juan, kendi amiral gemisinin kaptanına rakibi Osmanlı Kaptanı Deryası Müezzinzade Ali Paşa’nın komuta ettiği Amiral gemisine ilk olarak saldırıp onu ele geçirmesini emretmiştir. Öğle saatlerin de başlayan ve her iki güvertede de birkaç saat süren göğüs göğüse bir savaş yaşanıyor ve akşam doğru sona eren ve çok kanlı cereyan eden savaşın sonunda, uzun zamandır Ege’de olduğu için yorgun düşmüş olan Osmanlı donanması ağır bir mağlubiyete uğradı. Bu yoğun çatışmalar sırasında Kaptanı Derya Müezzinzade Ali Paşa şehit oldu ve kafası gövdesinden ayrılarak Haçlı askerlerinin ellerinde dolaştırıldı.
Kutsal Filo, Osmanlı Kaptanı Deryalık gemisini ve Amirallik Flamasını ele geçirmeyi başardılar. Bugün bu flama ve savaşta elde edilen ganimetler ile Pisa şehrinde Kutsal Santo Stefano dei Cavallieri Kilisesi içinde özel bir bölümde sergilenmekte ve özel izin ile gösterilmektedir..
Savaş konusunda deneyimli Osmanlı Levendleri, Hristiyan güçlerini savunmaya geçmeye zorluyorlardı. Sanki savaş bir anda Osmanlı Donanması lehine dönüyordu, ancak diğer cephelerin desteğiyle Hristiyan Kutsal Birliği donanması sonunda Osmanlıları alt etmeyi başardı. Bu arada Osmanlı donanmasının komutan yardımcısı olan Uluç Ali Paşa, Hristiyan Kutsal İttifak birliklerini kısmen yok etmeyi başarmıştır. Kendisine bağlı gemilerle birlikte İstanbul’a ulaşarak saraya bu faciayı haber vermişti. Bunun üzerine Sultan II. Selim Han onun bu kısmi başarısından dolayı onu Kaptan-ı Deryalığa tayin etti ve adını da Uluç Ali Reis’den Kılıç Ali Paşa’ya çevirdi kızı ile evlendirdi saray damadı oldu.
Kutsal Birlik savaşta 13 gemisini ve yaklaşık 8.000 askerini kaybetti. Osmanlı filosunun 30 gemisi karaya oturdu, 80’i battı ve 120 kadırga karşı tarafın eline geçti. Osmanlı tarafında 30.000 Levend öldü. Bu durum Osmanlı Akdeniz donanması tarihinde kaybedilen ilk büyük deniz savaşı olması sonucu; yenilmezlik havasını kırmış ve Hristiyan Birlik psikolojik olarak üstünlüğü ele geçirmişti.
Diğer taraftan Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa, yeniden donanma inşası için, bütün devlet erkânını harekete geçirerek, Osmanlı ülkelerinin bütün imkânlarını seferber etmişti. Çalışmaları tersanelerde büyük bir titizlikle takip ediyor, her yere girip çıkıyor ve işlerin aksamasına meydan vermiyordu. Yanına Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşa’yı da alarak çıkıyordu. Kılıç Ali Paşa bu çalışmaları hayretle takibediyordu. Kendisi leventlikten yetişme olduğu için, bütün hayatı denizlerde geçtiğinden ve İstanbul’un ahvalini, devletin kudret ve imkânları hakkında faza bir bilgi sahibi olamadığından, bir gün divan toplantısında Kılıç Ali Paşa Sokollu’ya:
-“Donanma hazır olur değil mi paşam?” diyerek endişesini dile getiriyordu. Sokollu ise;
-“Hazır olur merak etme. Baharda alırsın.” diyerek net cevaplar veriyordu. Kılıç Ali Paşa, Sokollu’ya endişesini tekrar yineleyince bunun üstüne: Sokollu!…
– “Paşa! Paşa! Sen bu Devlet-i Aliye’yi henüz tanımamışsın. Allah aşkına şuna inan. Bu devlet öyle bir devlettir ki eğer isterse o donanmanın bütün demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden ve yelkenlerini atlastan yapmakta güçlük çekmez. Hangi geminin gerekli alet ve yelkenini yetiştiremezsem bu minval üzerine benden iste. Bu sözlerle donanması her ne kadar mahvolmuş olsa bile devletin otoritesinin ve gücüne ne kadar güvendiğini yansıtan sözlere sahiptir Sokollu.
Bu söz üzerine hatasını anlayan Kılıç Ali Paşa, Sokollu’nun elini öptükten sonra:
– “Hakikaten bilirim ki, bu donanmayı siz tekmil edersiniz.” der.
Beş buçuk ay sonra… Osmanlı devletinin muazzam imkânlarıyla, tam iki yüzeli gemi, bütün teçhizatı, müthiş silahları ve cephanesiyle harbe hazır olarak, Kılıç Ali Paşa’nın kumandasında, 12 Haziran 1572 Perşembe günü, Hristiyan dünyasının hayretleri altında Akdeniz’e açıldı. .
Osmanlı donanması yeni kalyonlarla birlikte, ateş gücü ve manevra kabiliyeti açısından da tekniklerini geliştirmiştiler. Venedik İstanbul elçisi Sokullu Paşanın huzuruna savaş galibi olarak, gayet kibirli bir şekilde girmiştir, Sokollu buna aldırış etmeden Venedik büyükelçisine
-“Sizin yenilginizle bizim yenilgimiz arasındaki farka” dikkat edersen;
– “Kıbrıs Krallığı’nı elinizden alarak kollarınızdan birini kestik. Filomuzu yenerek sadece sakallarımızı kestiniz. Kesilen kol tekrar çıkmıyor ama sakal daha gür çıkıyor.” kelimeleri ile Sokullu böylece sözü gediğine koyar. Çok geçmez yaz aylarına inşa edlip hazırlanan muazzam donanma Tunus sahillerinde dolaşmaktadır. Fransız yazar Voltaire, savaş hakkında şunları yazar;
-“Bir bilmeyen İnebahtı Savaşı’nı Türkler kazandı zanneder” der.
Ancak şöyle ya da böyle bu yenilgi sonrası zaman içerisinde Osmanlı’nın denizde bir dünya gücü olma hayali yıkıldı.
Sonuç ve özet olarak diyebiliriz ki İnebahtı Deniz Savaşı; Akdeniz’deki nüfuz alanlarının çözümlenmesine yol açtı. Osmanlı artık kendisini doğu da ki hâkimiyetleriyle sınırlandırırken, İspanyol, Malta ve İtalyan filoları da Batı Akdeniz’i kendi aralarında paylaştılar.
Ali Erdoğan
Araştırmacı Yazar
GÜNDEM
23 Nisan 2026SPOR
23 Nisan 2026GÜNDEM
23 Nisan 2026SPOR
23 Nisan 2026SPOR
23 Nisan 2026GÜNDEM
23 Nisan 2026GÜNDEM
23 Nisan 2026
1
VE TARİH HATIRLATIYOR: ÖLÜMÜNÜN 110. YILINDA SÜLEYMAN ASKERİ BEY
771 kez okundu
2
Şair, Yazar Şükrü Öksüz İlklere İmza Atmaya Devam Ediyor
712 kez okundu
3
AK Parti Aydın İl Başkanlığı’ndan “Alkollü Sürücü” Paylaşımlarına İlişkin Açıklama
633 kez okundu
4
Aydın’ın Nüfusu 2024 Yılında Artış Gösterdi
568 kez okundu
5
Aydın’dan Rusya’ya 13 Bin 776 Kilogram Balık İhracatı
561 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.